İlk duygularım, ilk adımım Dünya’nın en güzel gün batımındayım hissiyle gerçekleşmişti. Arkasına koskoca bir dağı almış şehrin, güne son göz kırpışı inanın en güzel duyguları...
Bitlis’in tabelasını görür, en kalabalık ilçesinden geçer, memleketim Van’a giderdik birkaç yıla kadar. Seyahatlerim artık tek tek memleketin içine, değerine, insanına ulaşmaya başladığı zamanlarda hep...
Uzun bir yolun içinde, varması geceleri bulan, dağları aşıp, güzel insanlarla karşılaştıran memleket. Memleketin merkezinde bir ev kurmama dayanamayıp evine davet edenlerin, yolundan saparak yardım...
Yine ilk yolculuğumun eserlerinden biri Kastamonu. Eser diyorum çünkü benim yolculuklarım, bir otogara, bir havaalanına inmek gibi değildi. Bir şehrin kalbine, ruhuna, bulutlarına varmaktı benim...
Kışın ortasında karşılaştım ozanına, türküsüne, insanına, esnafına yardım eden, kol geren, memleketin her yanına kol açan, sessiz, sakin, yeraltı şehri Kırşehir ile. Havasından mıdır, toprağından...
İlk göz ağrım, ilk inanışım, ilk kapıyı kapatışımın ardından gelen güzel şehir diyorum Zonguldak’a. Tek başıma yolculuk veya bir turun ötesinde kapının arkasında bıraktığım onca...
Güneydoğu’nun metropol şehridir Diyarbakır. Televizyonlara, gazetelere aldırmaz içinde ki insanı, ayak basanı, bir kez olsun Sur’un üstünden yürüyeni. Bilinmelidir ki bugün yaşadığınız Doğu’nun terör propagandasından...
Yazarken diliyorum ki tahmin ettiğimden, görebildiklerimden, sizlerden daha çok yanılgı alırım, bu yazı içerisinde daha çok istatistik görürüm, bu yazının sizlere bir fayda sağlamasına şahit...
Seyahatlerime başlamadan yıllar öncesinde gelmiştim bu şehre. Tabi o zamandan hatırladığım sadece ''bir kaşığa 40 mantı sığar mı sığmaz mı ?'' konuşmaları, gülümsemeleriydi. Tadı gerçekten...